Şantiye Dergisi 381. Sayı (Mayıs-Haziran 2020)
İnşaat sektörü yanlış yönde gelişti “Türkiye’de inşaat sektörü bana göre çok yanlış yönde gelişti ve yanlış yatırımlarla devam etti. Arz ve talep dengelenmediği zaman çöp üretilir. Şu anda bir milyon daire boşsa, binlerce cam kaplı bina toz toprak içinde kiracılarını bekliyorsa ciddi bir sorun var demektir. Kentsel dönüşüm çalışmalarında da birçok insan mağdur edildi. Kaynaklar israf edildi, ihtiyaç olan işler değil de genelde müteahhidin para kazana- cağı modellere yönelindi. Altyapı yatırımlarının çok yüksek maliyetler- le yapıldığını duyuyoruz. Biz bir şirket olarak bir alım yapacaksak kılı kırk yarıyoruz. Ama bu yatırımlarda aynı hassasiyetin gösterildiğine inanmıyorum. Türkiye maalesef kurallar ülkesi olmaktan çıktı. Türkiye’nin kalkınması için yapılması gereken tek şey, akıllı kadrolarla üretimi güçlendirmek, üretimi yönlendirmekti. Mesela bir de 500 milyar dolar ihracat hedefi vardı ama hiç gerçekçi değildi. Akla ve mate- matiğe aykırı bir hedefti...” Daha zor günler göreceğiz “Korona hem sosyal hayati hem de iş dünyasını derinden etkiliyor. Bana göre ekonomik olarak çok daha zor günler göreceğiz. AVM’ler konusunda fazla acele ediliyor, fakat halkımız da bir tuhaf. Millet mağaza- ların önünde kuyrukta; ‘Ne alacaksı- nız’ diye soruluyor, ‘Hiiiç, öylesine bakacağım’ cevabı veriliyor. Bir sorun iyi yola girdiği zaman onu muhafaza etmek lazım. Bu gidişle salgın daha da artabilir. Türkiye’yi Almanya ile mukayese ediyorlar ama bu mukaye- se yanlış. Alman vatandaşın disipli- niyle kendi vatandaşımızın davranış modeli çok farklı. Şirket olarak da sıkıntılarımız var tabii bu süreçte... Mesela KDV iadesi bizim için önemli bir kalem. Fakat KDV’ler ertelendiği için faturaları teslim ediyoruz ama iadeleri almakta zorlanıyoruz. İade almak için teminat mektubu isteniyor. O da mahsup edilecek. Nakit olarak talep edilirse çok daha yüksek bir teminat mektubu isteniyor...” Sivil toplum kuruluşlarında yer alıyorum “Sivil toplum kuruluşlarına da inanırım... Dernek ve organizasyon- larda yer alarak fayda sağlamaya çalışıyorum. İstanbul Sanayi Odası’nın Meslek Komitesinde ve Meclisi’nde, Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’nin Yönetim Kurulu’nda. Kapaklı Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu’nda, Ergene Derin Deşarj Projesi Yönetim Kurulu’nda, Okan Üniversitesi Danışma Kurulu’nda, Işık Üniversitesi Danışma Kurulu’nda ve MESAM Besteciler Birliği’nde yer alıyorum...” O koltuğa belki kolay oturabilirsin ama... “Başarının sırrı bence çalışmak, teknolojiyi takip etmek, dürüst ve demokrat olmaktır. Etik kurallara kesinlikle uyulmalı. ‘Ben dünya insanıyım’ diyebilmek lazım. Bir meslek sahibiysen bu işi dünyanın her tarafında yapabilmelisin. Şimdiki gençler çok sabırsız, hemen yönetici olmanın peşindeler. Diplomaları var ama henüz mühendis olmadıklarının bilincinde değiller. Gelen gençleri mühendis yapmaya çalışıyoruz. Önce mühendis olacaklar, sonra uzman mühendis olacaklar, sonra baş mühendis olacaklar, sonra olabiliyorlarsa müdür olacaklar. Fakat gençler hemen müdür koltuğuna oturmak istiyor. O koltuğa oturmak belki kolay olabilir ama üç gün sonra o masadan indirirler adamı... Bugünün gençleri biraz da üretim- den kaçıyor. Ama üretimde çalışma- nın keyfi bambaşkadır, bir değer yaratmak çok önemlidir. Çalışan kendini bir değer haline getirmezse, kumbarasına tecrübe atmazsa değerli hale gelemez. Dört beş sene mühendislik eğitim alıp, sonrasında beş sene mühendis olarak çalışıp hala zincir dişliyi bilmeyen mühen- disler görünce hayretler içinde kalıyorum. Ve bu tip mühendisler gün geçtikçe istisna olmaktan çıkıyor... Gençlerin işi bizlerden çok daha kolay. Her türlü doküman ellerinin altında. Biz kaynak konusun- da Alman Kitabevi’nde bulabildikleri- miz ve paramızın yettikleriyle yetinmek zorunda kalırdık...” Şükretmesini bilirim “Hayatı dolu dolu yaşamışımdır... Yaşamın keyfini çıkardığımı düşünüyo- rum. Şirketimiz çok çok daha büyük olabilirdi ama istemedim. Çünkü bir seviyeden sonra daha büyük olsa ne olacak? Bu konuda Steve Jobs’un ölüm döşeğinde, deliler gibi çalışmaktan kendine zaman ayıramadığını ve bundan pişmanlık duyduğunu dile getirdiği sonmektubu da haklı olduğumu kanıtlıyor. O kadar başarı ve o kadar paranın kendisini karanlık bir odada damlayan ilaçlar ve cihazların ışıklarını görmekten kurtaramadığını vurguladığı mektup çok etkilemiştir beni... Ben aşırılıklara kaçmadan, o pişmanlıkları hissetmeyecek gibi yaşadım. Şükretmesini de bilen bir adamım...” İnançlıyım... “Atatürk hayranıyım... Bütün ilkeleri vazgeçilmezdir. Bir fotoğraflarına bakın; yüz yıl önceki adamı bugün hangi toplantının ortasına koysanız aynı ihtişamıyla dolaşır. O dönemde yedi dil biliyor, kitap yazıyor, tercüme ediyor, bir efsane... Kıymetini bilmek lazım. İnançlı bir insanım... Mevlana’yı, Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş’ı çok severim. Tanrı’ya inancım kuvvetlidir. Ama fanatik dincileri de üzüntüyle karşılıyorum. Kuran’ın birinci cümlesi ‘oku’dur. İçinde yazanı oku, anla diyor. Çarpıtılmaması gerekir. Ayrıca dinin ve hayatın temeli iyi insan olmaktır. Akşam yatarken yastığa kafanı koyarken ‘Allah’a çok şükür, kimseye kötülük etmedim. Kimseyle de kavgam yok’ diyebiliyorsan sorun kalmamıştır.” 66 MAYIS-HAZİRAN 2020 PORTRE
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=