Şantiye Dergisi 382. Sayı (Temmuz-Ağustos 2020)

52 TEMMUZ-AĞUSTOS 2020 PERSPEKTİF rını sağlıklı bir şekilde hesaplamadan, ya da daha açık bir ifadeyle önlerini yeterince görmeden birçok projeye bir anda girdiler. Her proje için sağlık- lı bir iş programı, bütçe ve nakit akı- şı hazırlamadıkları için farklı projele- rin bir aradaki yönetimini yani Project Management Institute (PMI)’un söy- lemiyle “program yönetimini” doğru yapamadılar. 4 . Organizasyon yapılarının doğru oluşturulamaması, kurumsallaşmaya sancılı geçiş ya da geçememe İnşaat firmalarını mercek altına al- dığımızda büyük bir kısmında patron ya da işin başındaki kişinin her işin üs- tesinden gelmeye çalıştığını görürüz. Bu yaklaşım biçimi belirli büyüklükte- ki işler için yanlış değildir. Ancak yeni projelerle işler büyüdükçe o tek kişinin zamanı artık yetmemeye başlar. Eskisi gibi her işe yeterince eğilememektedir. İşte bu noktaya gelen birçok inşaat fir- ması, profesyonel bir alt yönetim kad- rosu ve organizasyon yapısını oluştura- madı. Bazı firmalar da dönüşüme çok hızlı girip, kurumsallaşma kültürüne hazır olmayan kadrolarının üzerine ta- şıyabileceklerinin çok üzerinde bir yük bindirdiler. Kurumsallaşmayı akşam- dan sabaha gerçekleştirebilecekleri basit bir iş olarak düşündüler. Bu dö- nüşümü gerçekleştiremediklerinde ge- riye dönüp baktılar ki, artık eski iş ya- pım metodolojilerini de kaybetmişler. İki arada bir derede kalan bu firmalar ne tam kurumsal, ne de tam eskisi gibi olabiliyorlardı. Bu tuhaf durumu sağ- lıksız iş yapımmetotlarıyla yürütmeye çalışsalar da iflastan kurtulamadılar. 5 . Kadro, alt yüklenici ve tedarikçi bağlılığı Başarılı ve köklü inşaat firmala- rını incelediğimizde hepsinde tek bir şey görürüz. Uzun yıllardır bir arada çalıştıkları kadrolarını, alt yüklenici- lerini ve tedarikçilerini korumayı ba- şarmışlardır. Onlar da firmalarını zor günlerinde yarı yolda bırakmamışlar- dır. Firmalarıyla aralarında sözleşme maddelerinde yazılmayan ama omad- delerden çok daha güçlü bir sadakat bağı vardır. Birbirlerini iyi tanıyan bu iç ve dış paydaşlar zaman içinde kuv- vetli bir takım oluşturmuşlardır. Eski bir sözü biraz değiştirilmiş haliyle söy- lersek; “Çalışanlarınız, alt yüklenicile- riniz ve ana tedarikçileriniz sizi vezir de eder, rezil de...” 6 . Çok ortaklı firmalarda her kafadan çıkan farklı sesler Son on yılda inşaat sektöründeki hızlı büyüme, beraberinde yeni firma- ların bu alana girmesine neden oldu. Bu yeni firmaların oluşumu da çoğun- lukla finans gücü kuvvetli sektör dışın- daki şirketlerin, inşaatı bilen şirketlerle ortaklıklar kurmasıyla oluştu. Bu olu- şumlarda doğal olarak kurulmasından itibaren bir doku, kimya uyuşmazlığı vardı. Ancak işler iyi giderken bu du- rum fazla dikkat çekmiyordu. Fakat sektörün ve ekonominin daralmasına paralel olarak, bu farklı noktalardan gelen ortaklar arasında anlaşmazlık- lar çoğalmaya başladı. Zaman içinde büyüyen bu çatlaklar ortaklıkların da hızla dağılmasını getirdi. 7 . Piyasa analizini iyi yapamamak Özellikle konut sektöründeki fir- malar, “Hangi konuta, hangi bölgeye talep var”, “Nasıl bir reklam kampan- yası yapmalıyım” gibi öncelikli sorular üzerinde yeterince ön çalışma yapma- dan, kulaktan dolma, güncel bilgilerle hareket etti. Bu durum hem yanlış ya- tırımlara, hemde ciddi bütçelerde rek- lamharcamalarının oluşmasına neden oldu. İstenen sonuçların alınamadığı milyon dolarlık reklam kampanyaları, büyük ölçekte para kayıplarıyla birlikte iflasları da hızlandırdı. 8 . Piyasadaki değişimi, konut stoklarındaki artışı doğru okuyamamak Bir dönem yap-sat dönemiydi, bir dönem ise “sat-yap” dönemi. Maketler üzerinden satışların yapıldığı, çok gü- zel kârların olduğu günler de yaşandı. Ancak birçok firma, konut stoklarının artışıyla başlayan arz talep dengesinde oluşan değişimleri iyi analiz edemedi. Oysa ki 2017’den itibaren bir şeylerin değişeceğine yönelik sinyaller ekono- mide de, inşaat sektöründe de gelmeye başlamıştı. Biz nasılsa satarız egosuyla bu işaretler doğru değerlendirilemedi. O günlerde bu firmalar, konut fiyatla- rını bir ölçüde düşürebilselerdi, bugün ellerinde satamadıkları bu kadar çok konut kalmayacaktı. Muhtemelen na- kit akışlarında bu kadar derin bir kriz de yaşamayacaklardı. “2 Mühendis” YouTube kanalımız- da “İnşaat sektöründe firmalar neden ve nasıl iflas ederler?” konulu kapsamlı bir video yayınladık. Dileyen okurlar bu videoyu da https://www.youtube.com/ watch?v=K_PcxR-c-J4&t=14s adresin- den izleyebilirler. Peki bundan sonra ne olacak? Biliyorum, bu yazı biraz karamsar bir yazı oldu. Şimdi doğal olarak şunu soruyorsunuz, “Peki bundan sonrası nasıl olacak?” Hemde yüz yılda bir kar- şılaşılan bir salgının tam ortasınday- ken. İçinde bulunduğumuz bu bulanık dönemin tüm dünyada bir süre daha devam edeceği görülüyor. Ancak bü- tün bu belirsizliklerin yanında dünya- da inşaat sektörünün uzun zamandır üzerine yoğunlaştığı bir başka konu var. “İnşaat 4.0”... Sanayi 4.0 gibi dün- yada da inşaat 4.0’ın inşaat sektörü- nü, iş yaşamını, şantiyeleri, projelerin üretiliş sürecini, tedarik zincirini nasıl etkileyeceği konuşuluyor. Covit19 ön- cesi de gündemdeydi bu konu, ancak salgın sonrasında yapılan çalışmalar daha bir hız kazandı. Gelecek yazımda inşaat sektörünün geleceğini, kendi- mizi şimdiden hazırlamamız gereken İnşaat 4.0’ın getireceği yeni teknoloji- leri anlatacağım. Unutmamalıyız ki yaşanan iflasla- rın büyük çoğunluğu, başımıza gele- cekleri iyi göremememizden oluştu. İnşaat sektörünün bir daha böylesi bir iflas sağanağına tutulmaması, daha çok Hasan Amca’ların olmaması için “Geleceği şimdiden iyi inşa etmeliyiz” diye düşünüyorum.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=