Şantiye Dergisi 386. Sayı (Mart-Nisan 2021)
sında çok ince bir çizgi vardır. Posta- cı, bir belgeyi, örneğin mimardan alır müteahhide verir. Ama o belgeyi bu- lup, araştırıp, inceleyip, onun üzerine bir değer katıp diğer tarafa vermek ise Proje Yönetimidir. Biz bu farkı hisset- tiren bir firmayız. Mehmet Genç: İnşaat projelerin- de genelde başlangıç ve bitiş tarihleri bellidir. Büyük projelerde birçok kuru- mun, fizilibilite sürecinden başlayıp inşaat sürecinde bir araya gelip bera- ber çalışması gereken bir yapı oluyor ki başarılı bir şekilde proje istenilen seviyede tamamlanabilsin. Proje Yö- netimi başarısız olursa bu işler olmu- yor. Yatırımcılara en önemli tavsiyemiz ise tasarımcı ve yüklenicinin seçim sü- recinde bir Proje Yönetim firmasıyla çalışmaları. İş en verimli böyle ilerler. Yatırımcı, efor ve enerjisini inşaat sü- reçlerine değil de projenin satışı, pa- zarlaması, finansmanı gibi işlere verir- se proje çok daha başarılı olur. Proje Yönetimi de bu işlevi, inşaattı sağlıklı, verimli bir şekilde yürütebilir. Ayrıca Mehmet Bey’in de söyle- diği gibi, 119 senedir dünyanın farklı bölgelerinde çok farklı tedarikçilerle çalıştığımızdan verimli-sağlıklı ürün ve malzeme tedariği açısından tecrü- beye sahibiz. Uluslararası bir firmanın proje yönetimini yürütmesi, çıkabile- cek sorunların baştan elenmesine bü- yük fayda sağlar. Şantiye: Proje Yönetimi konusun- da projenin ölçeği önemli mi? Her tür- lü projede Proje Yönetimi hizmeti ve- riyor musunuz? Mehmet Sami Kılıç: Firma olarak projenin büyüklüğü veya küçüklüğün- den ziyade işverenle uyum sağlayıp sağlayamayacağımız çok daha önem arz ediyor. “İşveren çalışma yöntemi- mize uyabilecek mi” sorusunun ceva- bı önemli bizim için. İşveren size ne kadar güç verirse, siz de Proje Yöne- timi olarak o kadar güçlü olabilir, fay- da sağlayabilirsiniz. İlişkilere inanan bir firmayız. Yıllık hacmimiz 15 milyar dolar. Ama bir iş makinası sahibi bile değiliz; tamamen ilişkilere dayalı bir iş yapış şeklimiz var. Çalışanlarımıza yatırımyapmak en büyük politikamız. Kısaca projenin hacmi değil, 120 yıllık tecrübemizin bilincinde olan işveren- lerle çalışmayı önemsiyoruz. Şantiye: Dünyanın farklı yerle- rinde deneyimleriniz var... Bu dene- yimleriniz ışığında Türkiye’deki inşa- at sektörüyle mesela bir Amerika’yı kıyaslarsanız Türkiye’nin imalat, iş- veren ilişkileri, kamu düzenlemeleri, yapı malzemesi kalitesi gibi konular- da artı ve eksileri nelerdir? Mehmet Sami Kılıç: Ben uzun yıl- lar ABD’nin ardından Sırbistan, Kaza- kistan ve Azerbaycan’da da görevler aldım. Özellikle Amerika’yla kıyaslan- dığında Türk inşaat sektöründe aşırı bir müteahhit ağırlığı olduğu hissedi- liyor. Yani güçler ayrılığı maalesef yok. Bir müteahhit işveren de olabiliyor, ta- sarımcı da olabiliyor, inşaatı da yapı- yor, bir de üstüne kiralama ve satışı da üstelenebiliyor. Türkiye’deki en büyük olumsuzluk bence bu. Amerika’da ise işveren öncemimarı seçer ve iş mimar etrafında döner. O mimarın tasarımı- na saygı gösterilir ve eleştiri olabildi- ğince az yapılır. Turner olarak biz de bu yaklaşıma inananlardanız. Mima- rın veya tasarımcının, projenin tasa- rım aşamasından sonra da proje bo- yunca projenin içinde olmasını isteriz. Fakat Türkiye’de bunu yaparken zor- lanıyoruz. İşverenin çoğu inşaat baş- ladıktan sonramimara gerek olmadığı kanaatinde. Ama mimara asıl büyük iş, inşaat sürecinde düşüyor. Çünkü güçlü olanmüteahhit yapısı kağıt üze- “Tasarımcılar arabanın arka koltuğunda oturmaya alışmışlar. Bizse mimarların direksiyonda olmalarını istiyoruz ve Türkiye’de pek istemeseler de mimarı sahaya, şantiyeye sokmaya çalışıyoruz...” 66 MART-NİSAN 2021 RÖPORTAJ
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=