Şantiye Dergisi 386. Sayı (Mart-Nisan 2021)
rindeki projeyi arazide bambaşka bir hale getirebiliyor. Kağıt üzerinde belki Sultanahmet gibi olan bir cami hayata geçerken sıradan bir mahalle camii- ne dönüşebiliyor. Dolayısıyla mima- rın emeğine saygı gösterilmesinden yanayız ve güçler ayrılığına inanıyo- ruz. İş veren, müteahhit ve mimarın, üçünün de aynı etkide olup, projenin dengelenmesi için orkestra şefi gibi çaba sarf ediyoruz. Ama maalesef Türkiye’de tasarımcılar arabanın arka koltuğunda oturmaya alışmışlar. Biz- se mimarların direksiyonda olmaları- nı istiyoruz. Ayrıcamimarı, Türkiye’de pek istemeseler de sahaya, şantiyeye sokmaya çalışıyoruz. Tasarımı koru- mak için bu şart. Potansiyeli ve cesareti olan bir ülkeyiz. Fakat bu unsurların doğru yönlendirilmesi lazım. Bu da iyi pro- je yönetiminden geçiyor. Potansiye- lin doğru kanalize edilmesi için doğ- ru proje yönetiminin sisteme alınması şart. Amacımız orkestra şefi gibi bu eforu gerçekleştirmek için bütün pay- daşların eşit miktarda katkısıyla pro- jeyi başarılı hale getirmek. Güçler ay- rılığının önemi de burada ortaya çıkar. Mehmet Genç: Son on yılda Türkiye’de iş güvenliği oldukça ilerle- miş. Ancak Amerika’da yüklenicilerin iş kazaları, oturmuş bir sistem üzerin- den kayıt altına alınıyor; ve yüklenici- lerin iş güvenliği skorları oluyor. Özel- likle kamu ihaleleri olmakla birlikte birçok kurumsal iş sahibi ve yatırımcı bu skorlar üzerinden de Yüklenici se- çimi değerlendirmesi yapıyor; hatta skor uygun değilse ihaleye davet bile etmiyor. Bu yüklenici skorları inşaat firmalarının sigorta yapma maliyet- lerini de birebir etkiliyor. Bu unsurlar yüklenicileri doğal olarak şantiyele- rinde iş güvenliğini çok daha ehem- miyet ile yönetmeye yönlendiriyor. Türkiye’de de benzer bir uygulama çalışması ile iş güvenliği farkındalığı- nın ve yönetiminin daha iyi seviyelere gelebileceğini düşünüyorum. İnşaat başlangıcı öncesi “planla- ma” konusu da Türkiye’de eksikliği hissedilen başlıklardan biri. Gelişmiş ülkelerde bir projeye başlanmadan önce o proje resmen kağıt üzerinde inşa edilir. Bu aşamaya ayrılan za- man, emek ve bütçe çoktur. İnşaat başladıktan sonra da faydası çok gö- rülür. Türkiye’de ise tez canlı davranı- larak hızla başlanıyor fakat süreçte çıkan problemler nedeniyle hem iş uzuyor hem kırıp dökmeler, yeniden yapmalar sık yaşanıyor. Planlama ve koordinasyona biraz daha zaman ay- rılması herkesin yararına olur. Diğer taraftan Türk müteahhidin hızına da kimse yetişemiyor. Mesela İstanbul Havalimanı’nın o kadar kısa sürede yapılması bir mucize... Türkiye’deki bir olumsuzluk da kontrol mekanizmasının yetersizli- ği. Özellikle projede seçilen ekipman ve malzemelerin birbirleriyle uyumlu olup olmadıkları pek araştırılmıyor. Mesela bir su yalıtım malzemesinin üzerine gelecek seramiğin yapıştırıcı cinsi, alt tabaka kimyasal uyumlulu- ğu için çok da araştırılmayabiliyor, ir- delenmiyor. Dolayısıyla uzun vadede de yıpranma çok oluyor. Mesela bazı elli senelik binalar bile yeni görünür, çünkü malzeme seçimlerine zaman ayrılmış, kaliteli malzeme seçilmiş ve malzemeler arasındaki uyuma dikkat edilmiştir. Şantiye: Turner olarak önemsedi- ğiniz konulardan biri de “Yalın İnşa- at”... Nedir Yalın İnşaat? Mehmet Genç: “Yalın İnşaat”ın ana hedefi israfı azaltmak. İsraf önemli bir kavram. Genelde endüst- ride kullanılan Yalın yöntemlerin in- şaat sektöründe de kullanılabilece- ğini göstermeye çalışıyoruz. ABD’de uzun yıllardır bu yöntemi uyguluyoruz. Şimdilerde Türkiye’de de yaygınlaştır- ma gayretindeyiz. Bir inşaatta israfın (buna zaman israfı da dahil) azaltılabileceği, işle- rin optimize edilebileceği çok sayıda alan ve başlık var. Doğrudanmaliyete etkisi olan bu konular da Yalın İnşa- at yöntemleriyle azaltılabilir. İş gücü, malzeme ozellikle tipik kat ve benzeri imalatlarda birbirini tekrar eden işler, operasyonlar... Her seferinde dikkat edilip aynı proje içinde bir sonraki benzer veya ayni imalatta neyi azal- tırız, daha iyi yaparız diye kafa yoru- lursa birçok elenebilecek şey olduğu görülür. Böylece israf minimuma ini- yor. Mesela malzemenin sahaya sade- ce ihtiyacın olduğu anda gelmesi çok önemli. Aylar önce şantiyeye nakle- dilen bir malzeme şantiyede sizi her yönden engelleyebilir ve malzeme za- man içinde bir yerden bir yere hare- ket ettirilirken hasar görür, eskir. Bunu önlemek için de malzemenin tam za- manında şantiyeye gelmesini planla- manız gerekir. Bu şekilde yapılan bir organizasyon ve doğru istifleme israfı azaltır. Türkiye’de uygulamaya çalış- tığımız da bu. Alt yüklenici firmalara verdiğimiz eğitimler, başta eleştiriyle karşılansa da zamanla herkes Yalın İn- şaat yöntemlerinin faydasını görüyor ve takdir edip, uyguluyor. “Planlama konusu da Türkiye’de eksikliği hissedilen başlıklardan biri. Gelişmiş ülkelerde bir projeye başlanmadan önce o proje resmen kağıt üzerinde inşa edilir...” 67 MART-NİSAN 2021 RÖPORTAJ
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=