Şantiye Dergisi 387. Sayı (Mayıs-Haziran 2021)

“1 961 doğumluyum... Biz Türk vatandaşlarının neden sorduklarını pek de anlayamadığım ‘Nerelisin’ soruna cevap vermek benim için biraz zor... Diyarbakır’da doğmuşum... Ama aslında aile kökleri olarak, babamın, o dönem Türk Hava Kuvvetleri’nde görevli olmasından kaynaklı ba- ğın dışında Diyarbakır’la hiçbir ilişkimiz yok. Yine, babası- nın komutanlığı nedeniyle Diyarbakır’da bulunan annemle de Diyarbakır’da tanışıp, evlenmişler. Aslen anne tarafı Van kökenli, baba tarafı ise Azeri... Ben de kendimi, birçok ülke ve şehirde yaşadığım için tam bir ‘Dünyalı’ olarak hissedi- yorum. Tek bir yere ait değilim... Soyadımız ise dedemin avcılığından geliyor...” “Henüz ben bir aylıkken Ankara’ya gidildiğinden Diyarbakır’ı hiç hatırlamıyorum. 11 yaşıma kadar kaldığım Ankara da çok bildiğim bir kent değil. Babam o sırada Ma- den Tetkik Arama Enstitüsü (MTA)’nde görevliydi. Meraklı, çalışkan, eğitimi seven bir kişilik olarak ilk başlarda Türk Hava Kuvvetleri’nde görevliyken, üniversitede jeomorfoloji eğitimi görmüş ve ardından MTA’ya geçmiş ve sonrasında da yüksek lisans için önce Hollanda’ya, ardından da dok- torası nedeniyle İngiltere’ye gitmişti. Doğal olarak biz de babamla birlikteydik...” Nijerya’ya gitmek yerine İngiltere’de kalmakta ısrarcı olmuştum “O yaşlarda Hollanda ve İngiltere maceralarının ardın- dan İngiltere’de tam yerleşik bir hayata geçtiğimi zanne- derken bu sefer de yine babamın 1978’de Nijerya’da bir üni- versiteye atanmasıyla, tabiri caizse ben de isyan bayrağını çekip, İngiltere’de kalmakta ısrarcı olmuştum. Durmadan ülke ve şehir değiştirmekten bunalmıştım. Annem ve ba- bam Nijerya’ya giderken başta beni yatılı okula vermeye çalışmışlarsa da onu da kabul etmeyip 15 yaşımı doldur- madan bir öğrenci grubuyla aynı evi tutup, kendim okula devam etmeyi başarmıştım. Onlarsa 10 sene Nijerya’da bulunduktan sonra tekrar Türkiye’de döndüler ama ben o yıllardan itibaren yaklaşık kırk sene, 13 yaşımdan itibaren kesintisiz İngiltere’de ikamet ettim. Geçen sene pandemi- nin başlamasıyla da ilk defa bu kadar uzun İngiltere’den ayrı kaldım...” Elektrik mühendisliğinden sıkıldığımı fark etmiştim “Lise sonrası yüksek öğrenimim için Bath Üniversitesi’ni tercih etmiştim. Tercihim elektrik mühendisliğiydi. Lisede- ki yönelimim de zaten mühendislik üzerineydi. Tasarıma ilgim vardı ve bu ilgimi mühendislikle tatmin edeceğimi düşünüyordum. Fakat eğitimin ilk üç ayında derslerimçok iyi olmasına rağmen sıkılmaya başladığımı fark etmiştim. O sıralardaki arkadaş grubum ise çoğunluklamimarlık eği- timi görüyordu. Onların geceleri projelerini bitirmek için stüdyolarda paketlerce sigara ve kola içerek sabahlamaları ve yaptıkları işlere olan derin bağlılıkları ilgimi çekiyordu. Ortam hoşuma gittiğinden ben de onlarla sabahlıyor, as- lında daha çok da gevezeliklerine katılıyordum... Tasarım dünyası o ortamda hepten ilgimi çekmeye başlamıştı. Öyle ki bir süre sonra ilgimi çekmekten öteye geçip, devam et- tiğim mühendislik eğitimini yarıda bırakmama neden ol- muştu. Yılbaşı tatili için gittiğimNijerya’da konuyu babam- lara açmış, İngiltere’ye döndüğümde de başarılı bir öğrenci olduğumdan okuldaki mevcut hocalarımın muhalefetiyle karşılaşmıştım. Ama ben kararımı vermiştim...” Mimarlığa yatay geçiş yapmıştım “1979 yılında Bath Üniversitesi’nde entegre tasarımağır- lıklı Bina Mühendisliği ve Mimarlık isimli, o günlerde açılan bölüme yatay geçiş yapmıştım. İki ana dal kombine edil- mişti ve önem verilen fikir ‘Entegre Tasarımdı’. Bölümün hocaları, mimarların pratiğe daha da yakın olmalarını ve pratikle daha erken tanışmaları gerektiğine inanıyorlardı. Biz de o bölümün ilk öğrencileriydik. Tabiri caizse kobay gruptuk. Fakat oradaki eğitim bana çok iyi gelmişti. Mü- hendislikten geçtiğim içinmühendislik pratiği bende zaten kısmen vardı. Resim çizdiğimden ve tasarıma ilgim oldu- ğundan o iki disiplini kombine etmek bünyeme çok uygun düşmüştü...” İngiltere’de mimarlık eğitiminde öğrencinin suyunu çıkarıyorlar “Bath’ta ve Bath Üniversitesi’nde yaklaşık sekiz sene kaldım. Dört senelik bir eğitim olmasına rağmen Mimar- lık eğitimi İngiltere’de üç etapta veriliyor. İlk seviye, Türki- ye’deki lisansa denk, ikinci seviye yüksek lisans, son sevi- yenin ise Türkiye’de denkliği yok. Bu seviyede, Türkiye’deki mimarların pek ilgilenmediği diğer mesleki konular, yapı hukuku, yapı şartnameleri gibi dersler alınıyor. İngiltere’de kendine mimar diyebilmen için bu üç seviyeyi geçmen ge- rekiyor. Bu da yedi-sekiz seneni alıyor. Yani bir öğrenci okul- danmezun olana kadar suyunu çıkarıyorlar. Ama çok iyi bir yöntem. Ortaya sağlam meslek insanları çıkıyor. Bu kap- samda sekiz seneye yakın kaldığım Bath zevkli, yaşaması keyifli, tabiatın içinde, mimari eserleri kıymetli, muhteşem bir şehirdi. Mimarlığın değerini bu şehirde daha mühen- dislik eğitimi alırken anlamıştım. Fakat okulun bitiminin Ljubljana'da bulanan Selçuk Avcı'yla röportajı dijital ortamlarda gerçekleştirdik... 81 MAYIS-HAZİRAN 2021 PORTRE & RÖPORTAJ

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=