Şantiye Dergisi 380. Sayı (Mart-Nisan 2020)

B auhaus ekolünün temsilcisi bir okulun yetiştirdiği bir sanatçı olarak,iyi bir“atöl- yeci” olma özelliğim sayesinde ilk kita- bımda ekolojik yapıların tasarım ve atölye tek- niklerine bolca yer vermiştim. Biraz tasarımın doğasından ve doğada yapılabilecek tasarım- lara da değinmeden edemedim.Tasarım konu- sunun derinliği sebebiyle,ancak başka bir kita- bın konusu olacağından ve şahsına özel tek bir kitapta, bir kısmı yer alabileceğinden, mimari atölyeciliği anlatan kitabımda amacımdan sap- madan yanından geçip bir giriş yaptım.Burada ise eğitimlerimde ve katıldığım tüm söyleşi ile konferanslarımda sıklıkla üzerinde durduğum tasarım konusuna ve ekolojik tasarıma bir gi- riş yapma niyetim var.Tabi ki bahis konusu ta- sarım olduğunda, öyle tek bir doğru olmadığı- nın da altını çizmemiz gerekir. Tasarım zaten doğası gereği kişiye özel, algı ve duygular ile var edilir. Aşağıda 18 yıllık tasarım dünyamın, 8 yıllık kırsal deneyimimin,şantiyelerimin,eği- timlerimin yarattığı tasarım dünyasından bah- setmek istiyorum. Tasarım, doğayı gözlemleme ve keşfetme ar- zusu ile başlar. Bu başlangıç kişinin ilk zaman- ları ile ilişkilidir. Çocuk gelişimi ve eğitimi ola- rak adlandırdığımız insanı şehir dinamikleri ile sınırlama döneminde, doğa ile bağlarını kopa- ramayan ve içindeki gözlem dürtüsünü törpü- leyemeyen kişilerin tasarım ve problem çöz- me konusunda daha bir başarılı olmaları da aynı sebeptendir. Sonradan tasarımcı olun- maz. Tasarım elbette ki yapılabilir, göze güzel gelen parçalar kurgulanabilir, süslemeci olu- nabilir, estetik kaygılar ile farklı disiplinlerde çeşitli kurmacalar gerçekleştirilebilir.Tüm bun- lar tasarımın içinde yer alacaktır fakat kendi- si olamayacaktır. Tasarım,bütüncül bir yaklaşım sergilenmesi zo- runlu olan yalın ve/fakat detaylar ile bezenmiş insanın zihninde kurulan, duygusal bir olaydır. Gelişmiş empati yeteneği ile çözülmesi gere- ken probleme getirilen güncel, sübjektif söz- dür. Her bir tasarım, tasarımcı için biriciktir. Tasarımların dikey bir doğrultuda yer aldıkla- rı inanışı, yarışma kültüründen gelen yanlı bir inanıştır. Birbirinden üstün tasarımlar yoktur. Doğrular ve yanlışlar vardır. Sübjektif ve öznel bir kurgu dikey değil,paralel bir düzlemde sey- reder. Başarı popülerlik ile ilişkili değildir. Pop, tasarımın ve sanatın içinde izlenilen yollardan sadece biridir.Önemli olan tasarımın beslenme çeşitliliğinin sağlanmış olmasıdır. Ekolojik Tasarım da tasarımdan bağımsız de- ğildir. Daha çok bizim son dönemde kullandı- ğımız popüler olan bir yakıştırmadır aslında. Doğduğu doğadan bağımsız, tüketimi artıran bir kurgunun, tasarım ile ilişkisi zaten ola- maz çünkü. Mimari içinde durum değişemez. Mimarlar önce tasarımcı olma zorunlulukla- rını bir kenara bırakıp, mesleklerinin teknolo- jik ve bilimsel taraflarını geliştirdiklerinde bir kıskacı diğerinden abartılı bir büyüklüğe ula- şan yengeçlere benzerler. Sanattan koptukla- rı oranda ofisteki güvenli yuvalarından çıka- mayan mühendisler gibi sadece kâğıt üzerinde teknik karalamalar ile tatmin olmak zorunda kalırlar. Böyle bir yaşam içerde duyulan eksik- lik ve güvensizliğin verdiği,küstahlık ve muhte- şemlik sanrısı olarak iş hayatına yansıyacaktır. Mesleğinde en zayıf olan için, icra ettiği mes- lek en kusursuz olan olacaktır. Bu bünyesin- de tasarım olan sanattın içinden doğmuş tüm meslekler için benzerlik gösterir. Doğru besle- nemeyen her meslek bozuk bir gelişim gösterir, aç bırakılanlar ise iyice yamyamlaşacak, yıpra- tıcı olacaktır. Bahsi geçen örnekleri kol mesa- femizdeki iş hayatımızda kolaylıkla görebiliriz. Sürdürülebilir malzemelerin ve daha temiz enerjinin peşinden gidilmesi yaşamsal bir ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır.İklim değişikliği, enerji krizi,kuraklık gibi problemlere getirilme- ye çalışılan çözüm önerileridir. Yapılarda iklim değişikliği ile alakalı tedbirleri almak demek, tasarımcı olmak demek değildir.Sağlıklı,doğal veya endüstriyel ürünleri kullanmak ta ekolojik tasarım yapmış olmak anlamına gelmez. Bir sanat atölyesi düşünelim... Bir köşesinde yağlı boyalar, domuz kılı sert fırçalar sıralan- mış; diğer tarafında akrilik boyalar, toprak pig- mentler, samur fırçalar, hemen yanında, model çamuru,yontu kalemleri,devamında,ahşap kü- tükler, oyma takımları olsun. Ve daha burada saymaya kalksak uzunca bir liste tutacak, an- cak sanatçı tarafından durma noktası olan mal- zeme ve aletler silsilesini zihnimizde canlandı- ralım. Bu atölyede yapılabileceklerin bir sınırı malzemeler açısından yok gibi gözükür. Oysa tasarım olayı tasarımcının doygunluğu ile iliş- kili bir var/oluş sürecidir. Malzeme çeşitliliği, kalitesi ekonomiyi,yani ekolojik açıdan genel- likle kirli yollar ile üretilebilen parayı tanımlar. GünümüzTürkiye’sinin elitist mimarisi de böyle bir atölyede kendi varoluş sürecini yaşamakta- dır. İçerik bakımından malzeme ve teknik zen- ginliğimiz vardır, binlerce yıllık yerel mimari örneklerimizden son dönemde gerçekleştir- diğimiz zavallı betonarme yığınlarımıza kadar kültürler ve teknikler yelpazesine de sahibiz. Bu geniş malzemeler ve teknikler paletinde amacımız, sağlıklı, sürdürülebilir yapılar inşa etmek mi olmalıdır? Amacımız şu an ki çevre- sel krizden kurtulmak ve günü kurtulmak mı olmalıdır? Popüler olan ekolojik başlığı altın- da fiyatları yükseltip organik talebi olan alı- cıları soymak mı? Bugüne kadar ki gün kur- tarma çalışmalarının toplamında bir çözüme ulaşılmadığı gerçeğinin kabul edilmesi gere- kir. Bu, ne geçtiğimiz 10 yılın, ne de 100 yılın konusudur. Gün kurtarma hastalığımızın uzun Tasarım ve Ekolojik Tasarım Melih Aşanlı www.harmonia.com.tr 62 MART-NİSAN 2020 EKOLOJİ

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=