Şantiye Dergisi 385. Sayı (Ocak-Şubat 2021)
mesleğin peşinde koşmuş ve tüm yakınlarıma bunu salık vermişimdir... Hatta büyük oğlumun üniversite 3. sınıfta ekonomi eğitimini bırakıp sıfırdan, tutkuyla sevdiği sine- ma eğitimi almaya başlamasına, hayalinin peşinden koş- masına gönülden onay vermişliğim vardır. Ebeveynlerin pek tercih ettikleri bir şey değildir ama geçmiş tecrübele- rim bana bunun daha doğru olduğunu göstermişti...” “Annem, modern, çalışkan ve hırslı bir kadındı... Eğitim hayatım boyunca beni hep destekledi, ama zamansız bir kararı ile ben henüz beş yaşımdayken okula başlatmıştı. Yapabileceğime inanıyordu. Fakat, tüm ilkokul yıllarım bo- yunca resmen ızdırap çektiğimi söyleyebilirim. Yaşımın küçüklüğünden adapte olamıyordum ve derslerim iyi değildi...” Trenle tek başıma İzmir’e giderdim “Çocukluk yıllarım Ankara’da geçti. Ankara Koleji’nde eğitim görüyordum. Kırılgan, nazenin bir yapım vardı. Fa- kat on senenin ardından ailemin tekrar İzmir’e döndüğü sene, eğitimimi aksatmamak için Ankara Koleji’nde yatılı okuduğum orta ikinci sınıfta, o beceriksizlik ve kırılganlık- larım gitmiş, her işini kendi gören bir kız haline gelmiştim. Birdenbire büyüdüğüm o sene hayatımın dönüm noktala- rından biridir... Hele o Ankara Garı’na gidip, yataklı tren- den bilet alıp, tek başıma İzmir’e gidebiliyor olmak müthiş keyif verir, özgüven kazanmamı sağlardı. Bu olayın ileriki yıllarda, iki oğlumu yetiştirirken onları daha özgür bırak- ma, sakıncasız büyütme yönünde davranışlar sergileme- me katkıları olmuştu...” İyonik kolonların altında hayallere dalardım “Ankara’nın o modernist yapısını, zengin kültürel orta- mını çok severdim. Ankara’da yaşamak güzeldi... Çocuk ti- yatroları, Ankara Operası’ndaki çocuk operetleri, bale gös- terileri fazlasıyla ilgimi çeker ve beni kültürel olarak beslerdi. Modern bir havası vardı başkentin. Yazları ise ta- til için İzmir ve çevresine gelirdik. Ege de ilgimi çekerdi. O yıllar Ege’de de önüme birdenbire müthiş kapılar açılma- ya başlamıştı. Ailemin önerisiyle bölgedeki zengin antik şehirleri ve o şehirlerin gizemlerini, zenginliklerini keşfet- meye başlamıştım. Sağ olsunlar, neredeyse bölgedeki an- tik şehirlerin tümünü tek tek sabırla gezdirmişlerdi. İyonik kolonların altında oturup, 2000 yıl öncesiyle ilgili hayalle- re dalar, o yıllarda benim gibi bir kız çocuğunun mermerli yolda yürüyüp, iyonik kolonların altında oturduğunu ve kurduğu hayalleri, sevinçleri, hüzünlerini hissederdim...” Gördüğüm yerlerin mesleğime ciddi yansımaları oldu “O yolculuklar hem mimariye bir kapı açmış hem de mimarinin nasıl insan hayatını belirleyebildiğini, insan ha- yatına nasıl dokunduğunu ve aslında insan hayatıyla nasıl bir bütün olduğunu hissettiriyordu. Dolayısıyla çocuklu- ğumun Ege yazları da muhteşemdi. Bu alışkanlığım, gez- me, görme, geçmişin ayak izlerinde dolaşma tutkum, ha- yatımın ileriki dönemlerinde de sürdü. Geçmişe dair insan izi taşıyan dünyanın birçok yerine gittim. Evrensel ama farklı hislerle deneyimlediğim bu yerlerin meslek hayatı- ma da ciddi yansımaları oldu. İşlerimde, farklı yörelerin farklı etkileri olmuştur, Mesela Avusturalya’da dünyanın en büyük kayasının etrafını tavaf edip, Aborjinlerin yıllar öncesinden kalan resimlerini, yemek ve diğer kültürel alış- kanlıklarını gelecek kuşaklara aktardıkları bu görkemli mekanı deneyimlemem, sonraki projelerimde bazı tınılar- la yansımıştır...” İzmir Amerikan Kız Koleji... “Ortaokul ikinci sınıfın ardından eğitimime İzmir Ame- rikan Kız Koleji’nde devam ettim. İlk başlarda sadece kız okulu olması nedeniyle yadırgadığım bu okulun hayatıma katkısı çok büyüktür. Okulun hakimi ve otoritesi kızlar ola- rak bizlerdik. Hepimizin özgüveni yüksekti. Tuttuğunu ko- parmak için her türlü meşakkate katlanmayı bu okul öğ- retmiştir bana. Çok özgür, amazonlar gibi yetiştirildiğimiz bir ortamdı. Okul dönemi ilgi alanlarımdan en büyüğü basketboldu. Hem okul takımında hem de Altınordu’da oynuyordum. Kafasının dikine giden, özgür yaradılışlı ka- rakterimi az da olsa forma sokan bir uğraştı. Haftanın dört-beş günü antrenman, en az bir gün de maç olurdu. O spor disiplini hayatıma çok yansıdı...” Başkaldırı ve sınırları zorlamak hoşuma giderdi “Lisede, idare ile de arası pek iyi olmayan hareketli bir öğrenciydim. Başkaldırı ve sınırları zorlamak hoşuma gi- derdi. Devamlı ihtarlar alır, tembihlere maruz kalırdım. En vazgeçilmez partnerim ise, şimdilerde Turgut Alton Mi- marlığın yönetici ortağı olan Oya Ökmen’di. Oya ile ortao- kul üçüncü sınıftan bu yana, üniversitede sınıf arkadaşlığı, yurt arkadaşlığı ve öğrenci evi arkadaşlığı da dahil olmak üzere halen devam eden upuzun bir dostluğumuz oldu. İstanbul’a da anlaşıp gelmiştik, yapışık ikiz gibiydik. Onun- la sınırlar ortadan kalkar. Halâ lisedeki havamızda gezmek, tozmak, sokaklarda bağıra çağıra dolaşmak hoşumuza gider...” Ev planlarını açar seyre dalardım “Mimar olmayı 13 yaşımda kafama koymuştum... Aile- min, Mimar Cavit Ölçer’in projesinden ev alma aşamasın- da masaya serdiği planlar çok ilgimi çekmişti. Projeyi san- ki geçmişte bir aşinalığım varmış gibi ilk bakışta anlayabilmekse bende farklı duygular uyandırmıştı. Bina- ların, öncesinde hayal edilerek elde kalem teker teker ka- ğıtlara detaylarıyla çizilmesi heyecanlandırmıştı beni. Sonraki günlerde de bir hobi olarak o planları açar, seyre dalardım. Anneciğimse bu merak ve ilgim karşısında, ‘Sen de böyle bir mimar olabilirsin’ demişti. O sözler bir daha kafamdan çıkmadı. Arkeoloji, heykel, resim veya gezi ga- 61 OCAK-ŞUBAT 2021 PORTRE
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=