Şantiye Dergisi 385. Sayı (Ocak-Şubat 2021)
zeteciliği gibi alanlarda çalışmak, eğitim görmek gibi dü- şüncelerim vardı ama sonraki zamanlarda hep mimarlık ağır bastı, anneciğimin o sözleri beynimde çınladı. Hatta bir dönem, Akademili sevgili resim öğretmenim Aysel Ha- nım vasıtasıyla mesleği daha yakından tanımak amacıyla İzmir’deki bir mimarlık ofisine gidip gelmişliğim de vardır. Oradaki çalışma ortamı da çok hoşuma gitmişti...” Şanslıysak, son nefesimizi elde kalem, masada verebiliriz... “Bugünkü ismi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin yetenek sınavla- rına girerken Mimarlık ile birlikte Heykel bölümünü de tercih etmiştim. İkisinden de yüksek puanlar almama rağ- men Mimarlık ağır basmış ve eğitimime Mimarlık bölü- münde devam etme kararı almıştım. Heykel hevesim ise kısmen içimde kaldı. Fakat emekli olayım da heykelle uğ- raşayım diye bir düşünceye de hiç kapılmadım. Çünkü mi- marlıktan gerçekten emekli olunamıyor. Eğer çok şanslıy- sak, son nefesimizi elde kalem, masada verebiliriz... Mimarlık bir yaşam biçimi. Karmaşık, komplike bir yapısı var. Standart bir meslek kolu gibi değil. Sanat tarihinden tutun renk bilgisine, sosyal bilimlerden psikolojiye, sosyo- lojiden siyasi tarihe, coğrafya ve teknolojiye kadar birçok farklı alanda bilgi sahibi olmanız gerekiyor. Öyle bir yo- ğunlukla mesleğe ve kültüre konsantre oluyorsunuz ki, şimdi bakıyorum da, gezdiğim yerlerde kendi fotoğrafımı çekmek bile hiç aklıma gelmemiş. Dünyanın bir ucuna git- mişim, çektiğim tüm fotoğraflar taş olmuş, duvar olmuş, bina olmuş, kapı olmuş... Bir tek kendi fotoğrafım yok...” Çiçekli eteklerle gelip geçen neşeli Akademi kızlarını seyre dalardım “İzmir’de 9 Eylül Üniversitesi Mimarlık Bölümü olması- na ve hatta sınavını birincilikle kazanmama rağmen gön- lümde İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi vardı. Çünkü çocukluğumda, Akademi’nin karşısındaki dayımın evinin cumbasında, dirseklerimi cama dayayıp ellerinde cetveller, bellerinde uzun çiçekli basma etekler ve kulakla- rında koca koca küpelerle gelip geçen neşeli Akademi öğ- rencisi kızları seyre dalar, o okulda eğitim görmenin haya- lini kurardım...” Çok şey öğrendiğim yıllardı “İstanbul’a geldikten sonra kısıtlı bir bütçeyle yaşama- ya başlamıştım ama her şey vız gelip tırıs gidiyordu. Yurtta kalıyordum ve çok mutluydum. Tarihi İstanbul’u karış ka- rış gezip, tanımak bambaşka bir deneyimdi. Akademi’de çalışkan ve iyi bir öğrenciydim. Notlarım yüksekti. Erken yaşta başladığım ilkokuldan bu yana eğitime karşı ilgisiz çocuk, üniversitede kendini bulup, kozasından çıkmıştı. Beş buçuk yıl geçirdiğim Akademi dönemi gerçekten hemmesleki hem sosyolojik hem de insani açıdan çok şey öğrendiğim yıllardı. Diğer taraftan bu kadar kısa sürede mezun olmak, şimdilerdeki pişmanlıklarımdan biridir. Keşke o dönem, birçok öğrenci gibi biraz daha uzatıp o okulda bulunarak elde edinilen kazanımları artırabilseymişim...” Karda plastik yeğenlerle kayardık “İstanbul’u seviyordum... Güzelim Akdeniz ikliminden sonra Boğazın soğuğuna adapte olmak kolay olmadı; ama yine de İstanbul bambaşkaydı... Boğaz’ın rüzgarını yi- yip iliğimize kadar titreyerek otobüs beklemek, bir İzmirli olarak kara maruz kalmak ilk yıllar zorluydu. Yıllarca karsız İzmir kışlarından sonra yeni eğlenceler keşfediyorduk Oya’yla... Karda-buzda Yıldız yokuşundan kızak kayar, eğ- lenir, içimizdeki çocuğu alabildiğine özgür bırakır, soğuğa ve kara aldırış etmezdik...” Akademi ikinci perdeden rol alır; ama mutlaka bir rol alırdı “Öğrenci olaylarının yoğun yaşandığı ve siyasi açıdan gerilimli olan o yıllarda Akademi de ikinci perdeden rol alır ama mutlaka bir rol alırdı. Çeşitli protestolar maksadıy- la Yıldız Üniversitesi’nde başlayan yürüyüşler Maçka’da İTÜ’nün katılımıyla aşağı iner, Akademi’nin önünden ge- çerken bizler de o korteje katılır, Babıali’ye doğru toplan- ma alanlarına yürüyüşlere katılırdık. Kimi zaman yüksek topuklu çizmelerle bile katıldığımız o gösterilerde az da olsa çok da olsa, kendimize göre bir dahlimiz olurdu... İstanbul’da öğrenciliği dibine kadar yaşadığımı söyleyebi- lirim. Hayata karşı güç kazandığımız yıllardı...” Gece yarıları kendimi proje tasarlarken bulurum “Okulda hep zor hocalarla çalışmayı tercih eder, onların proje gruplarına girerdim. Bu kapsamda çok analitik ve derinlemesine projelerde çalıştığımı söyleyebilirim. ‘Sa- bahlamak’ kelimesi o yıllarda hayatıma girdi ve bir daha hiç çıkmadı. Hala bir proje üzerinde çalışacaksam, bütün 62 OCAK-ŞUBAT 2021 PORTRE
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=