Şantiye Dergisi 385. Sayı (Ocak-Şubat 2021)
yapmıştı. Fırsat buldukça da şaka yollu, ‘Seni kapak kızı yaptım’ derdi. Okuldan ayrıldığımı duyduğunda sevindiği dile getirmiş, ama çocuk baktığımı duyunca bir kez daha şaşırmıştı. Evden de olsa proje yapmamı önermişti. Bülent Hoca ile yıllar sonra da karşılaşmalarımız ve görüşmeleri- miz oldu... Fakat beni en etkileyeni, bir gün ofisteyken ara- yıp, Kızıltoprak’taki bir arkadaşının evini ziyaretinde, evi beğenip, mimarını araştırdığında, projesini benim çizdiği- mi öğrenip, bizzat telefonla arayarak tebrik etmesi ve oku- lu bırakıp projeye yapmamı önermesinde ne kadar haklı olduğunu söylemesi, hayatımda o zamana kadar aldığım en büyük ödül olmuştu. Kendisine saygımdan hazır ola geçip konuştuğum o telefon görüşmesini hiç unutamam... Kızıltoprak’taki o bina ise portföyümüzde gözükmez. Çünkü 2000 yılından önceki onlarca-yüzlerce projemizin metrajları o kadar küçüktü ki şimdikilerle kıyaslayamayız. O güzelim ve şimdikilere nazaran ufak yapılar neredeyse gözle görünmez ve portföylere bile giremez oldu maalesef...” Mimarlık zor zanaat “Eşimle o dönem güzel projelerimiz oldu. Ama hayat çok da kolay değildi. Sabahlamalar, didişmeler... Denir ya, ‘Mimarlık zor zanaat’... Hele o zamanlar daha da zordu. Söz geçirmek kolay değildi. İşveren proje değiştirmeye çok meyilliydi. Genç ve toy olduğumuzdan bugünkü kadar ayak da direyemiyorduk. Bu yaşananlara bire bir şahit olan iki oğlumuz da, bu kadar zor para kazanmak isteme- diklerini dile getirerek mimarlık mesleğini seçmediler. Bü- yük oğlum yönetmen, küçük oğlum ise bilgisayar mühen- disi oldu...” İlk fırsatta Kadıköy’e kaçtım “Alp’in ofisi Valideçeşme’deydi, sonradan Kadıköy tara- fına taşındı. Ben de mezun olur olmaz Kızıltoprak’ta bir ev tutmuştum. Çünkü Anadolu yakasını İzmir’in sıcak ve sa- kin ortamına çok benzetiyordum. Öğrenciliğim Avrupa yakasında geçti ama ben ayaklarımın üzerinde durmaya başladığım ilk fırsatta Kadıköy’e kaçtım. İstanbul’da en çok Kadıköy’ü severim. Tarihi yarımadaya karşı, eski kimli- ğini koruyan çarşısı ile sıcacık bir kent merkezidir adeta. Evliliğimizin ilk yıllarında Çiftehavuzlar’da kıyıya yakın bir evde oturuyorduk. Sakin, sükunetli bir tarafı vardı. Akşa- müstleri sandalla denize açılır, denize girer, oltayla istavrit tutar, eve gelip pişirirdik. Sakindi ve adeta bir sayfiye ye- riydi Kadıköy...” Ofisimiz 2000’den sonra ciddi bir ivme kazandı “İlk oğlum doğduğunda hem Alp’in bürosunda çalış- mayı hem de okulu bırakmıştım. Daha sonra 1985 gibi iş hayatına kısmen döndüğüm yıllarda ofiste de ortaklığı- mız başlamıştı. Tarihi eser restorasyonları, villalar, yalılar, Yıldız-Balmumcu tarafında ofis binaları, Behramkale’de otel restorasyonu, Tuzla’da site, yine daha sonraları kendi okulum olan İzmir Amerikan Koleji, Üsküdar Amerikan Koleji’nin ek bina ve lojmanları ile Kemerburgaz’da villalar gibi sayısız proje hayata geçirdik. Büromuzun büyüyüp ivme kazandığı zamanlar ise 2000’li yıllardı. Özellikle SİN- PAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Avni Çelik ile yollarımız kesiştikten sonra başka bir yöne evrildik. Kendisinin Paşa- bahçe’deki yalısının hem mimari hem iç mimari işleriyle başlayan dostluğumuz gelişerek devam etti. Bana güve- nip, Bosphorus City ve Bursa Modern gibi koca koca pro- jeleri önüme koyarak büyük projelerin mimarı olmamın yolunu açmıştır. Her ikisi de iki bin küsur konutluk devasa projelerdi. Bu iki projeyle birlikte ofisimiz ciddi bir ivme kazanmıştı. SİNPAŞ ve Avni Bey’le bu birlikteliğimiz sene- lerce devam etti, ailevi bir dostluğa dönüştü. Zaman için- de Çelik ailesinin köşklerinin restorasyon ve dekorasyon- larını da gerçekleştirdik...” 64 OCAK-ŞUBAT 2021 PORTRE
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=