Şantiye Dergisi 385. Sayı (Ocak-Şubat 2021)

Mevzuat sürekli değişiyor “Yaşanan sıkıntılardan birisi de Türkiye’de İmar Kanunu’nun ve mevzuatın sürekli değişmesi... Genelde bi- zim projelerimiz büyük, kapsamlı ve yıllara sari projelerdir. Projeye başlar, iki sene çalışır ve tam ruhsat aşamasına ge- liriz, bir bakarız ki yangın yönetmeliği değişmiş... Başlarız yeniden yangın merdivenleri eklemeye, koridorları dü- zenlemeye... Balkonlar bir emsal harici olur, bir emsal dışı olur... Sürekli bir düzenleme ve değişiklik... Böyle belirsiz bir ortamda mimarlık yapmak da oldukça zorlaşıyor tabii...” Yatay mimari iyi hoş ama yetersiz tanımlarla geliyor “Bugünlerde bir de ‘yatay mimari’ rüzgarı esiyor... Yatay mimarinin iyi bir şekilde gerçekleşmesi için emsallerin de düşürülmesi gerekir. Yatay mimari taban alanını çok işgal eder ve yeşile yer kalmaz. Yeşili olmayan alçak bina stoğu- nun önü açılır. Mesela Akasya projemizde o arsaya 40 katlı bina yerine daha alçak 2 ya da 3 bina koysaydık, bu sefer de pencereleri birbirine bakan, ışık ve hava almayan ko- nutlar, yeşil alanı oldukça kısıtlanmış bir proje çıkardı orta- ya. İnsani bir yaşam kurgulamak için bazen yüksek yapı gerekebilir... Mesela Başakşehir, Samandıra veya Sarıgazi gibi bazı bölgelerde kent silüeti gibi problemler olmaması nedeniyle yüksek bina yapmakta hiçbir sakınca yoktur. Ama kıyı ve tarihi alanlarımız kesinlikle bu kapsamın dışın- da tutulmalı...” Başımıza bu işi açan... “Nasıl erkek bir operatöre, kadın bir operatörden daha fazla itimat ediliyorsa mimarlıkta da öyle... Ama tabii istis- nalar da var. Genelde villa ve iç mimari konularında kadın mimar istenir; erkekler eşleriyle ev dekorasyonu gibi ko- nularda muhatap olması için kadın mimar tercih edebilir- ler. Ama koskoca bir yerleşim projesi veya ofis kulesi yap- tırılacaksa kadın bir mimar pek düşünülmez. Haksız bir şey ve sadece alışkanlık. Nasıl bundan yüz yıl önce kadının oy verme hakkı yoktu, ama şimdi var; aynı şekilde iş dün- yasında da kadın yavaş yavaş kendine yer açıyor. Benim de ilk zamanlarımda kendi başına mimari ofis yürüten ka- dın sayısı çok azdı. Bunu eğitimli işveren daha kolay kabul etti. İşçiler ise biraz zorlanıyorlar. Bu konuyla ilgili ilginç bir anım vardır; zor bir bina inşaatının şantiyesini gezerken işçi arkadaşlardan ‘Başımıza bu derdi açan bu kadın mıy- mış’ serzenişini duymuştum. ‘Bu mimar mı’ demiyor, ‘Bu kadın mıymış’ diyordu. Orada kerli ferli erkek bir mimar olsa, biat edip ses çıkarmayacaktı büyük ihtimalle. Ama bu konunun da hızla değişeceğine inanıyorum...” Mimarlık ve Yapay Zeka “Mimarlığın gelecekte farklı bir yönde ilerleyeceğini düşünüyorum. Bilgisayar teknolojisi alabildiğine ilerledi. Biz ofis olarak seksenli yılların sonlarına doğru ufak ufak bilgisayar kullanmaya başlamıştık, doksanlı yıllarda nadir bilgisayar kullanan bürolardan biriydik ve ofislerde proje- ler genelde elle çizilirdi. Düşünüyorum da, 2018’de altı ayda ruhsat aşamasına kadar detaylandırabildiğimiz ve bir buçuk sene de uygulama projelerini tamamladığımız 400 bin metrekarelik, ayrı ayrı onlarca kat planı ve cephe farklılığı olan Küçükyalı’daki Nida Park projesini 1980’ler- Mehpare Evrenol'un zorlu arazilerde master plan çalışmaları yaptığı, en kıymet verdiği projelerinden biri: Ataköy Seapearl 68 OCAK-ŞUBAT 2021 PORTRE

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=