Şantiye Dergisi 385. Sayı (Ocak-Şubat 2021)
..., hükme esas alınan bilirkişi raporunda, binanın iyi pro- jelendirilmemiş olmasından dolayı statik proje müellifi ola- rak %2, binanın statik projesine uyulmamasından dolayı statik fenni mesul olarak %25 oranında kusurlu bulunmuş ise de 07.10.2005 tarihinde statik projeyi hazırladıktan son- ra 15.12.2005 tarihinde kamu görevine atanmıştır. Binanın yapı ruhsatının bu tarihten sonra 06.01.2006 tarihinde alın- dığı, inşaata başlandığı ve inşaatın resmi statik fenni mesul bulunmadan tamamlandığı anlaşılmıştır. Adı geçen dava- lının, resmi olarak kamu görevine başlamış olması, bu du- ruma ilişkin o tarihte bildirim yaptığı yönünde savunmada bulunması, ayrıca bu tarihten sonra inşaatta fenni mesul olarak çalıştığına dair davacı tarafından bir iddia ve isbat- da bulunmadığına göre, davalı ...’ın statik fenni mesul ola- rak sorumlu tutulmaması, sadece statik proje müellifi ola- rak (%2 oranında) sorumluluğuna gidilmesi gerekirken, bu hususun gözetilmememesi hatalı olmuştur. ” (YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ, E. 2017/2640, K. 2020/2367, T. 30.6.2020) - Bir diğer husus ise tazminat miktarının belirlenmesi hu- susunda tazminatta zararın devlet tarafından karşılandığı miktarca indirim yapılması gerektiğidir. “ Bunun yanında, davalı tarafça, davacı kooperatife ve ken- dilerine mesken tahsis edilen üyelerine, kamu idarelerince çeşitli ayni ve nakdi yardımlar yapıldığı, kooperatif üyele- rine uygun koşullarda konutlar verildiği savunulmuş olup, kooperatifin gerçek zararının tespiti açısından, ilgili kurum ve kuruluşlarla yazışmalar yapılarak, davacı kooperatif ile konutları yıkılan ve hasara uğrayan üyelerine yapılan her türlü maddi desteğin sorulması ve tespit edilen tutarların, işbu davada talep edilen maddi tazminattan mahsup edil- mesi gerekirken, bu hususta gerekli inceleme ve araştırma- nın yapılmaması doğru olmamıştır. ” (YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ, E. 2017/2640, K. 2020/2367, T. 30.6.2020) - Söz konusu hasara neden olan olayın da kusuru ne ölçü- de azaltacağına bakılması gerekmektedir. Eğer ki herşeyin usulüne uygun yapılması durumunda dahi yapının yıkıl- ması veya hasara uğraması kaçınılmaz ise bu durumda söz konusu tazminatta uygun bir hakkaniyet indiriminin yapılması da söz konusu olabilecektir. “ Diğer yandan bina, plan ve projesine, imar düzenleme- lerine ve deprem yönetmeliğine uygun yapılmış olsa bile, gerçekleşen depremin şiddeti gözönünde tutulduğunda binanın deprem nedeniyle hasara uğraması kaçınılmaz- dır. ( 06.03.2013 Tarih, 2012/786 Esas 2013/318 Karar sayılı Hukuk Genel Kurulu ilamı ) Bu itibarla, belirlenen tazminat- tan olay tarihinden yürürlükte bulanan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 43. maddesi ( TBK 51/1 ) gereğince adalete uygun bir hakkaniyet indirimi yapılması da gereklidir. Bu hususta bir değerlendirme yapılmamış olması da doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle bozulması ge- rekmiştir. ” (YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ, E. 2017/2640, K. 2020/2367, T. 30.6.2020) - Müteahhitin ağır kusur veya hile ile ayıbı gizlenmesi ve bunun sonucu depremde binasında hasar oluşan hak sahipleri, süre ile bağlı olmaksızın müteahhitten zararlarının tazminini isteyebilir. Müteahhitin hayatta olmaması durumunda ise mirasçılarına karşı bu talebini öne sürebilir. “(...) Dava, davacının, davalının müteahhitliğini yapmış ol- duğu ve 29.05.2019 tarihinde dava dışı kişiden satın almış olduğu taşınmazdaki ayıba ilişkin tazminat istemidir. (...) ayrıca dosya içerisinde mevcut bulunan Marmara Ereğlisi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/51 değişik iş sayılı dos- yasında alınan tespit raporunun incelenmesinde binanın 25 yıllık bir yapı olduğu B Tipi mimari uygulama projesinin 02/04/1991 tarihinde tasdik edildiği anlaşılmış olup (...) Dava konusu taşınmazın davacıya satışı 6502 Sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonradır. Aynı kanunun 10. maddesinde ise herhangi bir ihbar yükümlülüğü bulunmamaktadır. Yine aynı Kanunun 12. maddesinde ise zamanaşımına ilişkin olarak “Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır. (2) Bu Kanu- nun 10. maddesinin üçüncü fıkrası saklı olmak üzere ikinci el satışlarda satıcının ayıplı maldan sorumluluğu bir yıldan, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda ise üç yıldan az olamaz (3). Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zama- naşımı hükümleri uygulanmaz.” düzenlemesi yer almakta- dır. Anılan düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda eldeki dava için zamanaşımı süresi dolmamış olup işin esa- sına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince bozma nedeni yapılan bu hususlar gözetilmeden davacının istinaf başvurusunun reddi ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. 79 OCAK-ŞUBAT 2021 HUKUK
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=