Şantiye Dergisi 385. Sayı (Ocak-Şubat 2021)

80 OCAK-ŞUBAT 2021 HUKUK Bu nedenle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkeme- sine GÖNDERİLMESİNE, 27/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi ” (YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ, E. 2019/4333, K. 2020/2928, T. 27.2.2020) - Söz konusu yapıların yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan deprem yönetmeliğine uygun yapılması gerekmekte- dir. Müteahhitten sonradan yürürlüğe giren yönetmelikle- re uygun imalat yapması beklenemez. “ Yerel Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmeler 2007 tarihli Deprem Yönetmeliği’ne göre yapılmıştır. 1975 tarihli Deprem Yönetmeliği’nin yürürlükte olduğu sırada bu yönetmelik hükümleri çerçevesinde inşa edilen binada, yüklenicinin yapım ve teslimden sonra mey- dana gelen gelişmeleri bilmesi ve öngörmesi kendisinden beklenemeyeceğinden, sonradan yürürlüğe girip yüklenici- nin sorumluluklarını arttıran aleyhe hükümlerin de yükle- nicilere uygulanamayacağı açıktır. Bu nedenle yüklenici- nin sorumluluğu ve özen borcu, binanın yapımı ve teslimi sırasında yürürlükte bulunan 1975 yılı Deprem Yönetmeliği hükümlerine göre değerlendirilmedir. Ne var ki dosya kap- samında bu yönde bir değerlendirme yapılmamış, eksik araştırma ve inceleme ile oluşturulan bilirkişi raporuna da- yanılarak hüküm kurulmuştur. O hâlde mahkemece yapıl- ması gereken iş; bilirkişi yada bilirkişiler kurulu aracılığıyla gerektiğinde yerinde yeniden keşif yapılarak hüküm kur- maya ve denetime elverişli olacak şekilde rapor almak ve dava konusu, davalı yüklenici tarafından yapılan A blokta zararın bulunup bulunmadığı, zarar var ise; zararın kayna- ğı ve niteliği ile bu zarardan binanın yapıldığı tarihte yürür- lükte bulunan mevzuat hükümlerine göre davalı yüklenici- nin sorumlu olup olmadığı hususu tespit edilerek, ortaya çıkan sonuca göre karar vermekten ibarettir. Bu nedenle di- renme kararının bozulması gerekmiştir. ” (YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2017/15-254, K. 2020/6, T. 14.1.2020) - Ceza Hukuku açısından sorumluluğun belirlenmesi nok- tasında ise; söz konusu yapıyı meydana getiren müteah- hitin, depremin meydana geldiği tarihte yapının maliki gözüken kişilerin ve denetim görevini yerine getirmeyen kamu çalışanlarının sorumluluğunun olduğunu unutma- mak gerekir. “ Bu bilgiler ışığında sanıklar ... ve ...’ın, tapu sicilinde arsa vasfında kayıtlı olan, anca fiili durum itibariyle üzerinde kaçak nitelikte 5 katlı bir yapı olan taşınmazı 1/3’er oranda paydaş olarak satın aldıkları, sanıkların söz konusu yapının satın alma tarihleri itibariyle tapu sicilinde arsa vasfıyla ka- yıtlı olduğunu bildikleri, devam eden süreçte yapıyı usul ve yönetmeliklere uygun şekilde kayıt altına aldırmak için bir kısım işlemler yapmışlarsa da bu girişimlerini neticelendir- medikleri, sanıkların kaçak nitelikte olup meydana gelen deprem neticesinde yıkılan yapıyı usul ve yönetmeliklere uygun hale getirme niyet ve girişimlerinin ileride ortaya çı- kabilecek resmi ve sanıklar arasında mülkiyete ilişkin olu- şabilecek sorunları önlemeye yönelik olduğu, 1. dereceden deprem bölgesi sınırları içinde bulunan Van ilinin bu özel- liğinin öngörülebilir nitelikte olduğundan şüphe bulunma- makla beraber sanıklar tarafından meydana gelen depre- min ve bu deprem neticesinde kendilerinin de bizzat ikamet ettikleri yapının yıkılabileceğini öngörmelerinin beklene- meyeceği, bununla beraber deprem bölgelerinde yapılan inşaatların, inşa edilen yerin deprem risk durumuna göre sağlamlık ve direnç hesaplamalarının inşaatları bizzat projelendiren, sürdüren ve denetleyen kişilerce yapılması gerektiği, sanıklar ... ve ...’ın satın aldıkları ve deprem neti- cesinde yıkılan binanın kaçak nitelikte olduğunu bilmeleri- ne rağmen inşa aşamasında etkin bir rol almadıkları, kaçak nitelikteki binayı satın alarak bir takım riskleri üstelen sa- nıkların meydana gelen neticede taksir düzeyinde sorum- lu oldukları kabulünde tereddüt bulunmamakla, bir dep- remin meydana geleceği ve bu deprem neticesinde sahip oldukları binanın yıkılarak ölümlere sebebiyet vereceğini öngörmelerinin kendilerinden beklenemeyeceği gözetilme- den basit taksir düzeyinde sorumlulukları bulunan sanıklar hakkında TCK’nın 22/3. maddesinde tanımlı bilinçli taksir hükümleri uygulanmak suretiyle fazla cezaya hükmolun- ması, SONUÇ: Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafiinin tem- yiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA; 09.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ” (YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ, E. 2020/332, K. 2020/2497, T. 9.3.2020) Tüm bu süreçlerde hak kaybına uğramamak adına bir avukattan hukuki destek alınması, tarafların menfaatine olacaktır.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=