Şantiye Dergisi 380. Sayı (Mart-Nisan 2020)
değil; neredeyse tüm binalarda sorun var... Cemal Gökçe: Temel sorumlu doğal olarak ülkeyi yönetenlerdir. Fakat onlar da bir deprem olduğunda, can kaybı yaşandığında herkesle beraber şikayet etmeye başlıyorlar. 1999’da çok ciddi bir deprem yaşandı. O günlerden bu yana yöneticiler hemen hemen aynı. Yöneticiler sıradan yurttaşlarla birlikte oturup ağlayamazlar. Onların çözüm üretmesi gerekir. Sorumlu, canımızı ve malımızı koruması için emanet ettiğimiz, yurttaş olarak vergi verdiği- miz, o vergilerle de sağlıklı ve afetlere karşı güvenli kentlerin oluşmasını sağlayacak olan, verilen vergileri doğru yerlerde kullanması gereken yerel ve merkezi yönetimlerdir. Bu yönüyle açıktır ki, yönetimler olayları sıradan yurttaşlar gibi değerlendiremezler. Onlar işin temel öznesi ve muhatabıdırlar. Kuzey Anadolu fay hattındaki bir depremde İstanbul’daki bina stokunun büyük problem yaşayacağı kesin. Bunun tartışılacak bir tarafı yok. Bu kapsamda İstanbul’u depreme hazırlamak için 1999 depremi sonrasın- da dönemin İstanbul valisinin 14 kişiden oluşturduğu İl Afet Merkez Kurulunda yer alıyordum. O kurulun belirlediği 496 toplanma alanının çok büyük bir çoğunluğu zaman içinde alışveriş merkezi veya gökdelene dönüştürüldü. Sadece 70’i kaldı. O kurulda, var olan yapı stokunun elden geçirilmesi, güçlendirilmesi, yeni yapılacak yapıların deprem güvenlikli inşa edilmesi gibi yirmi yılı, yirmi beş yılı kapsayan bir planlama yapılarak yapı stokunun güvenli hale getirilebileceği düşünülmüştü. Her yıl İstanbul’a iki, üç milyar dolar para ayırarak var olan yapı stoku deprem güvenlikli hale getirilebi- lirdi. Elli yıl içinde ortaya çıkan yapı stokunun kısa bir süre içinde depreme dayanıklı hale getirilmesi mümkün değil. Bu nedenle son derece önemli yasalar çıkarıldı, yapı denetim kararna- mesi yayınlandı. Mühendislik, mimarlık kararnameleri çıkarıldı. 2003 yılında İstanbul Belediyesi dört üniversitemize İstanbul DepremMaster Plan çalışması yaptırmıştı. Ben de bu çalışmaya İMO İstanbul Şube Başkanı olarak katılmıştım. 2004 yılında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ülkemizin en seçkin bilim insanlarının katıldığı uzun süreli bir komisyon çalışması yapmış, daha sonra da Deprem Şurası Genel Kurulu çalışmaları gerçekleştirmişti. Teorik olarak yapılan çalışmalar ve genel kurulda ortaya çıkan irade son derece önemliydi; onun altına bugün de imzamı atarım. 2009’da da Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yine Kentleşme Şurası gerçekleştirmişti; onun sonuç bildirgesi- ne de hala imzamı atarım. Ne yazık ki bugün İstanbul’da bulunan okul ve hastane binaları başta olmak üzere çok sayıda insanımızın çalıştığı iş yerleri ve endüstri tesisleri de deprem güvenlikli değil. Oysa ciddi bir bilgi birikimi ve kaynak var. Fakat ciddi bir siyasi irade eksikliği de var. Bir yanıyla siyasi irade yapı stokunun deprem güvenlikli olmasının dışında başka şeylerle uğraşıyor. Yapı stokunu depreme hazırlamanın yolu amasız, fakatsız ciddi bir iradeye sahip olmayı gerektirir. Şantiye: Kentsel dönüşüm çalışmaları da bir çözüm olamadı değil mi?.. Cemal Gökçe: 2012 yılında, yapı stokunun deprem güvenlikli hale getirilmesi ile ilgili olarak bir yasa çıkarıldı; 6306 sayılı yasa... Ama bu yasayla başlayan süreçte rantı en yüksek olan yerler öne alındı. Dört katlı bina yıkıldı, altı katlı bina yapıldı; on daire yıkıldı, 15 daire yapıldı. Daire sayısı arttı, nüfus arttı, otomobil sayısı arttı. Aynı sokağa çok daha fazla insan ve araç yükü bindirildi. Bugün yeşil alanların, su havzalarının yapılaşmaya açılmış olması ve az katlı binaların yıkılıp çok katlı yapılmış olması nedeniyle İstanbul, 99’dan daha güvenli durumda değildir. Boş alanlar, su havzaları ve orman alanları da yapılaşmaya açıldı. Yeni yapılan çok sayıda bina da yaşanacak deprem de sınanacak. İstanbul’u bir depreme hazırlayalım diye çalışıyorken bugün İstanbul beş afet riskiyle yüz yüze. Yapı stoku depreme hazırlıklı değil. Hava çok daha fazla kirli. Sel ve su baskınları oluyor. Isı adaları oluştu. Sosyal ve toplumsal sorunlar fazlalaştı. Yüksek yapılar mühendislik yapılarıdır. Yer seçimlerinden projelerinin her detayına kadar her aşamalarında ciddiyetle denetlenmeleri gerekir. Yüksek yapıların son derece güvenli olması şarttır. Bunu söylerken utanıyo- rum ve siz de ürpereceksiniz ama “Yapı stokunu depreme hazırlamanın yolu ‘ama’sız, ‘fakat’sız ciddi bir iradeye sahip olmayı gerektirir.” 29 MART-NİSAN 2020 SÖYLEŞİ
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=