Şantiye Dergisi 384. Sayı (Kasım-Aralık 2020)

marlık eğitimim sırasında faydası ol- muştu birçok malzeme ve uygulama- yı yerinde tanımam, onları sevmem veya vazgeçmem konusunda. Hatta mimarın toplumdaki yeri, resmi ku- rumlar, modernizm, bilinçlenme ve iddia ve arka planları konusunda... ‘Handyman’ biriydi, yani kendi elleriy- le inşai uygulama yapmayı severdi. Bense kalem, kâğıt, boya, kısacası re- sim ve heykel merkezliydim. O firma- da hem lise yazlarım hem de mimar- lık okurken harika günlerim oldu. Fakat 1981 yılında, fakültenin son sı- nıfında işten ayrılmış, işin müteahhit- lik ve inşaat yapım tarafını değil de tasarım tarafını seçmiştim. Bu ayrılış o dönemde aile içinde bir infial de yaratmıştı...” Cengiz Bektaş’ın Kuzguncuk'taki ofisinde iki sene çalıştım “Ardından, yazarlığı ve başka sa- natlarla olan ilişkisi nedeniyle takdir ettiğim Cengiz Bektaş’ın yanında sta- ja başlamıştım. Fakat iki ay sürmesi gereken staj beraberliği 1983’e kadar iki sene sürmüştü. Disiplinli ve çalış- kan bir mimardı Cengiz Bektaş, Al- man ve Anadolu ekolüydü. Kuzgun- cuk’taki ofiste sabah 7.30’da işbaşı yapılırdı. Cengiz Abi’nin çevresi geniş olduğundan epey hareketli bir or- tamdı. Toplantılar, yemekler, sohbet- ler keyifli bir havası vardı ofisin. Yazla- rı hava güzelse Boğaz’da yüzer, özellikle cuma akşamları hep beraber bir şeyler hazırlar, toplu yemekler yerdik. Bu yemeklerden birinde, ken- dimizin hazırladığı hamsili pilavı, ek- mek fırınının kalfasını, fırında pişir- mesi konusunda ikna etmiştim; fakat fırına sinen balık kokusu nedeniyle Kuzguncuk, bir hafta boyunca balık kokulu ekmek yemek zorunda kalmıştı...” Özbekler Tekkesi’nde çok değerli bir tecrübe edindim “O ofiste kalmamın en önemli ne- deni ise Paşa Limanı’ndaki ahşap ve tarihi bir yapı olan Özbekler Tekkesi’nin restorasyonunda görev almamdı. Projenin finansörü, ulusla- rarası plak şirketi Atlantic’in sahibi Ahmet Ertegün’dü. Çok değerli bir tecrübeydi benim için. Eyüp Usta ve oğluyla beraber üçümüz yıkılmaya yüz tutmuş ahşap binaları tamamen söküp, yeniden yapıyorduk. Eyüp Usta bir keserle her şeyi halletmeye meyilliydi ama çok ince detaylar, ar- keolojik olarak korunması gereken özellikler vardı. Bütün ahşap yapıyı kurmak, yapmak, benim gibi o yaşlar- daki bir mimar için harika bir dene- yimdi. İki sene sürdü, yarıda bırakıla- cak gibi değildi...” 24 yaşımda serbest çalışmaya başlamıştım “1983’te Özbekler Tekkesi projesi tamamlanınca Cengiz Bektaş’ın ofi- sinden ayrılarak serbest çalışmaya başlamıştım. 24 yaşımdaydım ve o dönem bana ilk işi de Faruk Malhan (Koleksiyon Mobilya’nın kurucusu) vermişti. Birisi bir ilaç firmasının bin metrekarelik, iki katlı genel merkeziy- di. Diğeri de bir turizm ofisiydi. 12 Ey- lül darbesi sonrası hareketli, ekono- mik olarak canlı bir dönem yaşanıyordu. Mimari ve inşaat sektö- rü bu hareketlenmelerden çok etkile- nir. Ben de o kapsamda bazı mağaza içi düzenlemeler, ofis tasarımları gibi çabuk sonuç veren işlerle ciddi bir tecrübe kazanıyordum. Daha sonra, Cengiz Bektaş’ın yanındayken birlikte çalıştığımız Nevzat Sayın ile "Mimar- lık Hizmetleri" adı altında 1990-1994 arası ortaklık yaptık. O yoğun dö- nemde birkaç önemli proje gerçek- leştirmiştik. Ortaklığın ardından da 1994’te GAD (Global Architecture Development)’ı kurdum...” GAD Architecture ve GAD Foundation... “GAD şu anda 50 kişilik iddialı bir mimarlık ofisi. Bugüne kadar Esma Sultan, KUUM Otel, Beşiktaş Balık Çarşısı, Borusan Müzik ve Sanat Mer- kezi, One & Ortaköy, Kapadokya Ke- pez, AHK Kundu Villaları, İst Marina, Eskişehir SPA &Termal Otel, Autopia gibi çok sayıda projeye imza attık. Di- ğer taraftan GAD Foundation adıyla 2011’de kurduğumuz bir de vakfımız var. Vakıf mimarlık, tasarım, toplum, eğitim ve çevre ile ilgili konuları araş- tırmak, tartışmak ve planlamak için mimarlık profesyonellerini, eğitimci- leri, araştırmacıları ve öğrencileri bir araya getiriyor. Bilim, sanat, tasarım ve mühendisliğin aynı çatı altında toplandığı bir mimarlık pratiği ile ça- lışmalarımız devam ediyor. Türkiye’de ve dünyada atölye çalışmaları, stajlar, sergiler, öğrenci değişim programları ve kitap yayıncılığı gibi etkinliklerle mimarlık alanındaki önemli figürleri daha geniş topluluklarla buluşturu- yoruz. UPENN, IAAC bunlardan bazı- ları. Öğretmeyi ve paylaşmayı seviyo- ruz. Diğer benzeri vakıflardan en önemli farkımız hantal olmayan yapı- mız ve bilfiil yapı üretimiyle entelek- tüel çabaların iç içe olması. Öğrenci- lerimiz hem teorik bilgilere hem de şantiyede pratik bilgilere ulaşabiliyorlar...” Gökhan Avcıoğlu, Cengiz Bektaş'ın ofisinde / En sağda 62 KASIM-ARALIK 2020 PORTRE

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=